CHP’nin muhalefet şerhinde Demirtaş örneği



Artı Gerçek

CHP, Yargı Reformu’na dair muhalefet şerhinde yargının yürütmeye bağlı çalıştığını anlatırken, AİHM’in Selahattin Demirtaş kararını örnek gösterdi.


Derya OKATAN


ARTI GERÇEK- AKP iktidarının Yargı Reformu Strateji Belgesi kapsamında hazırladığı 39 maddelik kanun teklifi, bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşülecek.

CHP, teklife muhalefet şerhi düştü.

Muhalefet şerhinde Yargı Reformu Strateji Belgesi’ne dair genel değerlendirmelerde bulanan CHP, Türkiye'de yargının bağımsız olmadığını düşünenlerin oranı yüzde 34'ler seviyesine inmişken, yargıda reformun elzem olduğuna dikkat çekildi.

'Yargı Reformu Strateji Belgesi bir yargı reform programı değildir' denilen muhalefet şerhinde, belgenin uzunluğu ve işlediği konu sayısının çokluğuna rağmen, yargının sorunlarını sağlıklı bir şekilde çözecek bir perspektif sunmadığı belirtildi.

BELGE YARGININ YÜRÜTMEYE BAĞIMLILIĞINI GİZLİYOR

CHP’nin muhalefet şerhinde, Strateji Belgesi’ne dair eleştiriler şu başlıklarda sıralandı:

  • YRSB, Türkiye'de yargının en büyük sorunu olarak görülmesi gereken, yargının yürütmeye bağımlı olması olgusunu gizlemektedir.
     
  • Belge, Türkiye'deki insan hakkı ihlallerini yok saymak suretiyle, yanlış bir algı yaratmak gayretindedir.
     
  • Belgede, 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası ilan edilmiş olağanüstü hal (OHAL) sonucu ortaya çıkan derin ve yaygın hak ihlalleri, hukuk devletine uygunmuş gibi sunulup, bu açıdan da açık bir çarpıtma yapılmaktadır.
     
  • Belgede, Anayasa’nın sürekli olarak ihlal edilmesi ve uygulanmaması olgusunu, çözümlenmesi gereken bir sorun olarak işlememiştir.

AİHM’İN SELAHATTİN DEMİRTAŞ KARARI ÇIKMAZI ELE VERİYOR

Her bir başlık altında kapsamlı değerlendirmelerin yapıldığı muhalefet şerhinde, yargının yürütmeye bağımlı olmasına örnek olarak AİHM’in Selahattin Demirtaş kararı gösterildi.

Muhalefet şerhinde şu değerlendirmeler yapıldı:

'Türkiye'de yargının en büyük sorunu, adil yargılamanın temelini oluşturan bağımsızlık ve tarafsızlık niteliklerine gerektiği şekilde sahip olmaması, önemli ölçüde Cumhurbaşkanı’nın başkanlığını yaptığı Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) bir organı gibi faaliyet göstermesi, muhalefeti sindirmenin otoriter bir aracı olarak kullanılmasıdır. 2017 Anayasa değişikliğinin yürürlüğe girmesi ile erkler ayrılığı yerine yürütmeyi elinde tutan ‘tek kişi’ üstünlüğü (monokrasi) geçerli olmuştur. Bu çerçevede, yargının, hukuku bu monokratik iktidarın lehine ve muhalefetin aleyhine eğip bükmesiyle ilgili sayısız örneği herkes bilmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 20 Kasım 2018’de verdiği Selahattin Demirtaş-Türkiye (no: 2) kararında, uluslararası gözlemcilerin rapor ve görüşlerinden ve özellikle de İnsan Hakları Komiseri’nin gözlemlerinden hareketle, Türkiye’de son yıllardaki gergin siyasi atmosferin, bazı mahkeme kararlarını etkilemeye elverişli bir ortam yarattığı tespitini yapmış ve Türkiye’nin, Sözleşme'nin 5-3. maddesiyle bağlantılı olarak, hak ve özgürlüklere ilişkin sınırlamaların öngörüldükleri amaçtan saptırılma yasağına ilişkin 18. maddeyi ihlal ettiğini saptamıştır. İHAM’ın bu tespiti ve böylece verdiği 18. madde ihlali vahimdir ve Türkiye’nin içinde debelendiği yargısal çıkmazı ele vermektedir."

HSK’NIN DENETİMİ CUMHURBAŞKANI’NDA

Adalet Bakanı’nın başkanlık ettiği Hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısının eleştirildiği muhalefet şerhinde, 'Kurulun on üç üyesinden dördünü de Cumhurbaşkanı'nın seçtiği dikkate alındığında, iktidardaki partinin HSK’ya ne ölçüde hakim olduğu ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı'nın zaman zaman savcılara yönelik doğrudan ya da dolaylı çağrılarını, onun, hâkim ve savcıların özlük işlerini yöneten HSK’yı denetimi altında tutabilecek konumda olduğu verisiyle beraber değerlendirmek gerekir' denildi.