Dalkurd Kürtlerin Barcelona’sı mı?



Artı Gerçek

İsveç birinci liginde oynayan Dalkurd Avrupa'da 'Kürtlerin Barcelonası' olma iddiasında. Takımın kurucusu Ramazan Kızıl, Dalkurd'un 'Kürtlerin milli takımı' olduğunu söylüyor.


Yavuz ÖZCAN


Dalkurd resmi ismiyle Dalkurd FF, 2004 yılında İsveç'te Kürtler tarafından kurulmuş profesyonel bir spor kulübü. Dalkurd’un futbol takımı 10 yıl gibi kısa bir sürede 8. ligten 1. lige çıkma başarısı göstermiş bir ekip.

Dalkurd özellikle Avrupa'daki Kürtlerin ilgi odağı olmayı başararak, çoğu Kürdün gönlünde, "Kürtlerin Barcelonası" olma iddiasında. 2018 itibariyle İsveç süper ligine yükselmeyi başarmış bir ekip. Doğrusu bu başarıyı göstermek her babayiğidin harcı değil. Dalkurd'un armasında Kürt bayrağı, formasında Kürtleri temsil eden Yeşil, Kırmızı ve Sarı renkleri bulunuyor. Dalkurd’un bir diğer özelliği de İsveç liginde en çok gol atan takım ünvanını hala elinde tutmasıdır.2004 yılında İsveç'in Borlänge kentinde kurulan futbol takımı Dalkurd, her sezon bir üst lige çıkarak önemli bir başarıya imza attı. Bu yıl itibariyle birinci ligde mücadelesini sürdüren Kürt ekibinin yıldızı parlamaya devam ediyor.

DALKURD'UN ANLAMI

Dalkurd İsveç’te kurulduğu şehir olan Dalarna’nın ismini almış. "Dalarnalı Kürtler" anlamına geliyor. Dalkurd takımı Mardin'in Nusaybin ilçesine bağlı Giremira köyünün eski muhtarlarından Ramazan Kızıl ve arkadaşları tarafından kurulmuş. Takımda dört parçadan göç eden Kürt gençlerinin yanı sıra, çok sayıda farklı ülkeden futbolcu da yer almakta. Takımın kurucusu ve başkanı Ramazan Kızıl, ‘Dalkurd’un bir takımdan öteye geçerek, Avrupa'da milli bir Kürt bilinci yakaladığını ve kulübün, alt yapı takımlarıyla birlikte toplam 450 futbolcusu olduğunu, bunların büyük çoğunluğunun Kürtler’den oluştuğunu, Kürtlerin dışında İsveç, Gambiya, Filistin, Gana, Makedonya, Moldova, Kosova, Arjantin, Irak, Sırbistan, Rusya ve Suriye asıllı futbolcuların da Dalkurd’da top koşturduğunu belirtiyor.

‘DALKURD MİLLİ BİR SEMBOLDÜR’

Sahaya sarı, kırmızı, yeşil ve beyaz renklerden oluşan formayla çıkan Dalkurd forması üzerinde Kürt bayrağı da yer alıyor. Ramazan Kızıl, Türkiye, Suriye, Irak ve İran olmak üzere dört parçadan Kürt gençlerinin Kürt bayrağıyla Dalkurd’un maçlarına gitmesinin politik bir milli bilincin de ortaya çıkmasını sağladığını belirtiyor. Dalkurd’la milli bir sembol yarattıklarını ifade eden Kızıl, başarılarından dolayı herkesin Dalkurd’a sahip çıkması gerektiğini belirtiyor. Dalkurd kurucusu ve Başkanı Ramazan Kızıl, hedeflerinin UEFA Avrupa Kupası ve Şampiyonlar Ligi’ne katılmak olduğunu belirtiyor. Futbolun ekonomik getirisinin yanı sıra, politik tarafının da olduğunu hatırlatan Kızıl, Dalkurd’un sloganının Kürtlük üzerine olduğunu belirtiyor. Kızıl, Dalkurd’un bu politika ile güçlendiğini ve Kürtlerin milli değerlerini muhafaza ederek, Avrupa’daki Kürt gençlerine milli duyguları benimsettiğinin de altını çiziyor. Dalkurd Kulübü Başkanı Ramazan Kızıl, kuruluş hikayesini artı gerçek’e anlattı.

'TÜRKİYE'NİN VERMEDİĞİ İMKANI, İZNİ İSVEÇ BİZE VERDİ'

-Öncelikle şunu sormak istiyorum Dalkurd Neden İsveç’te?

Biz Türkiye’de Kürt adıyla, Kürt bayrağıyla futbol oynayamazdık. İzin vermez yasaklar koyarlardı. 2018 yılında dahi kürt karşıtı politikalarının tavan yaptığı sıralarda Cizrespor takımı bile kapatıldı. Amedspor ise Kürtçe ismi sebebiyle tehdit altında. Türkiye’nin vermediği izni, imkânı İsveç bize sundu. Biz de takımı İsveç’te kurduk.

- Takımın şu anki durumu bize özetler misiniz?

11 maçta 14 puanla ligin ortalarında bulunuyoruz. İlk maçlar bizim için çok iyi geçmedi. Bunun nedeni ise takımı yeniden yapılandırdık, teknik direktör ve yardımcıları da yeni takım tam olarak kaynaşamadı henüz. İlk 11’i tam olarak seçemedik. Ligin başında hedef koyduğumuz yere ekonomik nedenlerden dolayı gelemedik. IKBY'li iş iş insanının yönetimimizden ayrılmasıyla birlikte ekonomik durumumuz kötüye doğru gitmeye başladı. Ve takımı kurduğumuz şehirden başka bir şehre taşımak zorunda kaldık.Gittiğimiz şehrin sahası onarımda olduğu için bir başka şehirde maçlarımızı yapmaktayız. Maçlarımızı yaptığımız şehrin ters bir yerde bulunması nedeniyle taraftarın maçlara gelmesi konusunda da zorluklar var. 7. ayda devre arası oluyor ve transfer dönemi başlıyor. Biz de takıma gerekli takviyeler yapmayı düşünüyoruz. Açıkçası ekonomik durum bizi hayli zorlamaktadır. 

-Dalkurd’un Bir kulüpten daha fazlası’ olduğunu söylemek doğru olur mu? Kürtlerin de bir ‘Barcelonası’ olacak mı? Kürtler Dalkurd’la, Katalan halkının Barcelona kulübüyle  yaptığı gibi adlarını futbolla dünyaya duyurabilirler mi? 

Kürtlerin durumunu izah ederek cevap vereyim. Kürtlerin durumu hiçbir millete ne yazık ki benzemiyor, hala varlıkları dahi inkâr ediliyor. Katalanların üzerinde baskı vardı, onlar da zulüm gördü ama inkâr edilmediler ve bugün kendilerini yönetiyorlar, dillerini resmi olarak konuşuyorlar ve anayasal hakları var. Böyle bir durumda bırakalım Barcelona gibi olmayı, Amedspor ve Cizrespor’a yapılanlar ortada. Deplasmanlarda her türlü hakaretlere maruz kalıyorlar, oynamak için saha dahi bulamıyorlar. Katalanlara göre bizim şartlarımız hiç elverişli değil. Birçok zorlukla karşılaşacağımız biliyorduk, bu yüzden gerçeğimizi kabul ettik. Sanırım bu sayede başardık. Zaten çalışma ve fedakârlık işin başlıca adımıydı.

-Dalkurd’un İsveç birinci ligine yükselmesi sonrası, Avrupa kupalarının kapısını aralayınca ve Türk takımlarıyla karşı karşıya gelme ihtimali olacak o anı hayalinizde nasıl canlandırıyorsunuz?

Öteden beri bunu hayal ediyoruz. Son yıllarda bunun artık bir hayal olmadığını gördük. Bu, biz Kürtler için çok önemli olacak. Bu hayali kendi bayrağımızla yaşamak istiyoruz. 

-Bir de İsveç Kupası'nı kazanmışsınız?

Dalkurd, 10 yıl içinde üstün bir performans göstererek İsveç futbol tarihine adını yazdırdı. Kurulduğundan beri top koşturduğu tüm liglerde şampiyon olduk. 2007 ve 2009 yıllarında da İsveç Kupası'nı kazandık.

NUSAYBİN'DE MUHTARLIKTAN, İSVEÇ'TE SPOR KULÜBÜ BAŞKANLIĞINA

-Mardin'in Nusaybin ilçesinin Giremira köyünün muhtarıyken bugün Kürtler arasında popüler bir spor kulübünün başkanı oldunuz. Bu ilginç yolculuk nasıl başladı?

Evet hala ‘muhtar’ olarak tanınıyorum ve öyle çağrılıyorum. Bunun nedeni ise 1984 ile 89 yılları arası Girêmîra köyünde muhtarlık yapmamdır. İki dönem muhtar seçildim. İkinci dönemi bitirmeden göç etmek mecburiyetinden kaldım. Göç etmemin sebebi de Kürd olarak dünyaya geldiğim içindir sanırım. Ülkemde yaşam hakkı tanınmadığı için 1989 yılında İsveç’e geldim. Kürdistan’da halen insanların çoğunun isimleri Arapça, soy isimleri de Türkçedir. Bu özellikle asimilasyon politikasının pratikte uygulamasıdır. Bizi biz olmaktan çıkarma politikasıdır. Muhtarlık yaptığım için biliyorum. Bizde bir çocuk dünyaya geldiği zaman, kaydetmeye gidildiğinde bir isim listeleri vardı ve bu listenin içinde bir isim seçmek zorundaydın. Bize reva görülen buydu  ve bize verilen isimlerin kutsallığından bahs ederlerdi ve bizi bununla ikna etmeye çalışırlardı ve bu da kandırmanın bir başka şeytani yönüydü. Garip ama gerçek bir durum vardı. Tüm köpeklerimizin ismi Kürtçe idi ve bu yasak değildi. Bahoz’du, Çolu’ydu, Çiya’ydı, Gurzo’ydu, Çavreş’ti, Goxto’ydu vb. Köpeklerin haramlığından, Kürtlüğün haramlığına getiriyorlardı meseleyi. Bize bakış açıları buydu. İnsana yasaklı olan ismin köpeğe yasal olması. Köpeğin ismimi Türkçe koysaydık bir kamyon dayak attıktan sonra da sanırım içeri tıkarlardı bizi.

-Yani sizin için göç tercih değil, zorunluluk idi?

Evet göç etmem tercih değildi. Arkamda köyümü, arkadaşlarımı, akrabalarımı, ülkemi ve halkımı bırakarak İsveç’e geldim. Buraya ne para kazanmak için, ne de rahat bir yaşam yaşamak için gelmedim, tamamen zorunlu bir gelişti. Kürtlüğümü yaşamadan, toprağımdan ayrılmanın ne denli zor olduğunu göç etmek zorunda kalanlar çok iyi bilirler.

'SENİ GÖÇERDEN ANLAYIŞTAN BAŞARINLA İNTİKAM AL'

-Takımın oyuncu kadrosu ve teknik ekibi nasıl ve kimlerden oluşuyor?

Takımın altyapısının yüzde 90’ını Kürt gençleri oluşturuyor. Ancak A takımına doğru yükseldikçe kalite, profesyonellik ve tecrübe gereği, yabancı oyuncular ağırlıkta. Takımda 14 ülkeden oyuncu forma giyiyor. Teknik ekip 20 kişiden oluşuyor. A takımını bir İsveçli ile bir Fars asıllı teknik direktör çalıştırıyor. Paf takımını ise Kürt hoca çalıştırıyor. Asla gerilememek gibi bir kaidemiz var. Hep ileri gitmek tek amaç. Dalkurd’un kuruluş amacı; ‘kendine sahip çık ve seni zorla göçertenlerden başarı hikâyenle ile intikam al!’ 

Kendi rengine, diline ve kimliğine sahip çıkmak için böylesi Dalkurd kuruldu. İkinci amacımız kendi topraklarımızda kendi kimliğimizle kendimizi ifade edemememize karşın bir başkaldırı, bir direniştir. İsveç’in sunduğu olanaklarla korkusuzca kendimizi ifade etmek, gençlerimizi kötü alışkanlıklardan kurtarmak ve onlara güzel bir karakter verme, disipline etme, boş zamanlarını sokaklarda geçireceğine zamanlarını böylesi bir kurumun içinde geçirmelerini sağlamak. Bilgili yetenekli öğretmenlerin öncülüğünde gençlerimizin potansiyellerini geliştirme, yeteneklerini ortaya çıkarma hedeflenmiştir.

- Kulübün alt yapısı, alt takımlarıyla birlikte toplam kaç futbolcusu var? Değişik ülkelerden olan futbolcularla Kürtlerin kaynaşmasında sorunlar yaşanılıyor mu?

Dalkurd içinde 14 ile 17 yaş arasında değişik halklardan gençler, sporcular var. A takımı İsveç birinci liginde oynamakta, birde genç takımımız var. Bu genç takımda 6 ile 19 yaş arası 450 genç bulunuyor. Bu gençlerin yüzde 85’i Kürt ve dört parça Kürdistan’dan gelen gençlerdir. A takımında da ağırlıklı olarak değişik halklardan gelen oyuncular bulunmaktadır. Dalkurd içinde bulunan herkes Dalkurd’un neden kurulduğunu, hedefinin ne olduğunu iyi bilir. Özellikle de Kürtlerin durumunun ne olduğu konusunda yeterince bilgilendiriyoruz. Kürtlüğümüzü kabul etmeyen, bize hor bakan, kimliğimize yan bakan   kimseyi kulübün kapısından içeri almayız ve almadık. Bir İsveçli, Arjantinli veya Nijeryalı kendisi gibi bize bakıyorsa sorun yoktur, saygı içinde ve uyum içinde birlikte çalışıyoruz.

Dalkurd’un yönetiminden tutalım en alt birimine kadar 4 parçadan insanlarımız vardır. Dalkurd ideolojik bir kulüp değildir, fakat politika her Kürdün yaşamında vardır. Ne yaparsak yapalım politika yanımızdadır. Bu nedenle Dalkurd’un politikası berraktır. Dalkurd, Kürt'tür, Kürdistanidir. Tüzüğünde bu vardır. Ama resmiyette bir İsveç kulübüdür.

-Size göre Dalkurd Katalanların Barcelonası mı, yoksa Basklıların Athletico Bilbaosu mudur? Bilirsiniz biri Kalan biri Bask milli takımı gibi. Barcelona uzun yıllar reklam alamadı. Sonra Unicef’ten reklam aldı ve sonra normal reklam almaya başladı. Bilbao ise Basklı oyuncu dışında oyuncu oynatmıyor ve her iki takımda her iki halkın ulusal bilinçlenmesinde küçümsenmeyecek rolü var. Siz nasıl bir çizgidesiniz politik anlamda?  

İsveç’te Kürt nüfusu 120 ile 150 bin arasındadır. Athletico Bilbao en sevdiğim kulüptür. Tuttuğum kulüptür politikasından dolayı. Basklı olmayan hiç bir oyuncu oynatmıyor bu heyecan verici bir durumdur. Aslında biz de böyle yapmak istiyorduk, ancak o imkanlar burada olmadığı için, bu şekilde devam etmek zorunda kaldık. Burda öyle bir kapasitemiz yok ve bunu yapsaydık hedefimize ulaşamazdık. Birinci ligde oynayacaksın 25 oyuncuyla, o kadar Kürt oyuncu bulmak mümkün değil zaten. Biz de Barcelona’nın politikasını uyguluyoruz haliyle. Bu anlamda Bilbao değiliz ama Barcelona’yız demek daha doğru olur. Tabi yanlış anlaşılmasın onlar dünya devleri takımlar oyunlarını kastetmiyorum.

'ZENGİN BİRİSİ KESİNLİKLE BU KULÜBE SAHİP OLAMAZ'

-Dalkurd bir dernek mi, bir spor kulübü mü, bir şirket mi, finansmanını nasıl sağlıyor, sahibi kim? 

Dalkurd’u 2004 yılının 10. ayında kurduk. İsveç sisteminde üyeler kulübe sahiptir. Parası olan zengin biri kesinlikle bir kulübe sahip olamaz. Bu sistem diğer İskandinavya ülkelerinde de böyledir. Bu nedenle üyelerin dışında kulüp sahibi olmak yok. Ancak kulüp bir şirket kurarak hisse satabiliyor. Ancak buna karşıda tedbir alınmıştır. Yüzde 49 dışında bir hisseyi kimse satın alamaz. Yüzde 51 hisse üye ve kulüp yöneticilerinde oluyor bu haliyle. Dalkurd da kendi bünyesinde Dalkurd AB şirketi kurdu 2016 da. Şirketin yüzde 49’unu Kawa Junaid Rekani isimli Kürdistanlı bir iş adamı satın aldı. Biz kendi gücümüzle 8. ligden 2 lige kadar geldik. Yani 10 yıl içinden 8 ligden 2 lige geldik. Büyük bir başarı aslında. Bu da İsveç tarihinde bir ilktir. 2 lige geldiğimizde bu şirketi kurduk ve birinci lige geldik. Bu iş adamıyla problemlerimiz vardı ve ve yollarımızı ayırdık. Aslında çok büyük hedeflerimiz vardı. Şampiyonlar liginde oynama hedefimiz vardı. Bu iş adamının büyük imkânları vardı o nedenle içimize almıştık. Bu hisseleri ona verirken de sembolik bir fiyatla vermiştik. O da imkanlarını kullanarak kulübü hedefine ulaştıracaktı. Kawa Junaid Rekani 2006 başlarında kulübe girdi. Onun girişi ardından şimdiye kadar Dalkurd sadece 2. ligden 1. lige gelmiştir. Birbirimizi kırmadan bu ortaklığı bitirdik. Dalkurd eskisi gibi yoluna devam edecektir.

-İsveç Malmö FF'in Facebook'ta 200 bini bulmayan bir taraftarı varken Dalkurd'un 1,5 milyonu aşkın destekçisi bulunuyor bunu neye bağlıyorsunuz?

Dalkurd sorumluluğunun bilincindedir. Halkımızı sevindirmek için kararlıyız. Renklerimiz yüzünden binlerce insanımız cezaevlerinde işkencelerden geçirildiği, bu uğurda binlere varan şehitlerimiz var. Bizim sorumluluğumuz da tüm Kürtleri sevindirmektir. Biz sadece futbol oynamıyoruz, bizim seyircimiz yalnızca futbol taraftarı değildir. Renk taraftarıdır, Kürtlük tarafıdır. Bizim facebook sayfamızda 2 milyon takipçimiz var. Türkiye’den yapılan saldırıları olmasaydı 5 milyonu bulurdu. Ne yaparlarsa yapsınlar, biz Kürdistani yanımızı hep geliştireceğiz. En üst sevide Avrupa’da top koşturuyoruz. Resmiyette İsveç takımıyız, ama biz renklerimizle, Kürtlüğümüzle Kürdistan’ın milli takımıyız.

-Sanırım Kürt takımlarının durumunu yakından izliyorsunuz, Amedspor saha bulmakta zorlanıyor, diğer Kürt takımlarının da durumu gözler önünde bu konuda neler söylüyeceksiniz?

Dalkurd olarak tüm Kürt takımlarla ilişkideyiz. Özellikle Amedspor’un ve Cizrespor’un ne koşullarda sahaya çıktıklarını biliyoruz. Tehditler altında oynuyorlar. Kürt takımları arasında bir turnuva düzenleme niyetimiz ve fikrimiz var. İmkânlar oluştuğunda bunu hayatta geçireceğiz. Birbirimize sahip çıkmamız lazım. Son olarak şunu söylemek istiyorum. Yokluktan var ediyoruz, halkımızın durumu belli, ama kendimize güvenmemiz gerekiyor. Bir kurumu kurum gibi yürütebiliyorsan, kuralları biliyorsan başarırsın. 15 yıllık tecrübemizle artık çok daha umutluyuz. Zorlukları yaşadık artık korkmuyoruz. Bundan sonra kurulacak kulüpler bizim tecrübelerimizden yararlanarak daha hızlı başarabilirler. Biz uzun vadeli düşünüyoruz ve başaracağız.