Demirtaş: Bir gün gelecek AKP ‘seçilmişleri içeri attılar’ diyecek



Artı Gerçek

Bugün ki duruşmada 'Kürt halk önderi fezlekesi'ne yanıt veren Selahattin Demirtaş, "10 milyon imza var, ben Kürt halk önderi desem ne olur demesem ne olur’ dedi.


Derya OKATAN


ARTI GERÇEK- HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutuklu yargılandığı davaya devam ediliyor. İki günlük duruşmanın ilk oturumu bu gün saat 16:00'da tamamlandı.

Duruşma Sincan Cezaevi Kampüsü’ndeki duruşma salonunda yapılan duruşmaya Demirtaş, tutuklu bulunduğu Edirne Cezaevi’nden 'SEGBİS'le katıldı.

6 metrekarelik, penceresi ve havalandırması olmayan SEGBİS odasında 6 saatten fazla süre savunma yapan Demirtaş’a iki avukatı eşlik etti.

Duruşma salonunda ise avukatlarının yanı sıra HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç ile bazı milletvekilleri vardı. Demirtaş duruşma salonunda olmadığı halde seyirci sıraları doldu, hatta dışarıda kalanlar oldu.

Duruşma başlamadan önce milletvekilleri mahkeme heyetinden Demirtaş’a selam vermek istediklerini söyledi. Bunun üzerine kameralar milletvekillerine çevrildi. Vekiller tek tek Demirtaş’a selam vererek, hal hatır sordu, Pervin Buldan dahil tüm partililerin selamlarını iletti. Sağlıklı görünen Demirtaş’ın her zamanki gibi enerjisi de yerindeydi. Demirtaş da vekillerden herkese selam göndermelerini istedi.

'MURSİ’NİN ÖLÜMÜ CİNAYETTİR'

Selamlaşmanın ardından duruşma başladı. Demirtaş, konuşmasına Muhammed Mursi’ye rahmet, ailesine ve Mısır halkına başsağlığı dileyerek başladı. Demirtaş, her ne kadar Müslüman Kardeşler ile siyasi yakınlığı olmasa da zulüm kime uygulanırsa uygulansın karşısında olduklarını dile getirdi ve Mursi’nin mahkeme salonunda ölümünü “cinayet” olarak nitelendirdi. Mursi’nin cenazesinin kaçılarak defnedilmesine de sert tepki gösterdi. Bu durumu eleştiren AKP’li yetkililere, Türkiye’de cezaevlerinde yaşamına son veren 8 kişinin cenazesinin inançlarına, örf ve adetlerine aykırı şekilde defnedilmelerini hatırlattı.

Demirtaş, benzetme yapmak amacıyla söylemediğini dile getirse de şu sözleri, Türkiye’deki yargılamaların da Mısır’dan farklı olmadığını ortaya koydu: “Mursi’yi yargılayan hakimler de Mursi’yi içeri atan darbeciler de ve onları linç eden medya da Mısır halkı için, Mısır devleti için çok iyi şeyler yaptıklarını düşünüyor. Ama biz dışarıdan bakınca Mısır halklarına ne kadar büyük bir zulüm yaptıklarını görebiliyoruz. Bu çok büyük bir trajedidir. Devlet, iktidarlar kutsallaştırılıp, neredeyse tanrısallaştırılıp insanın, bireyin, toplumunun üzerinde tahakküm gücüne dönüştürüldüğü müddetçe devletin kudretinden faydalanmak için ona tapanlar çıkacaktır.”

Demirtaş, bu sözlerinin hemen ardından kendi yargılamalarına dair şu değerlendirmeyi yaptı: “Bugün Türkiye’de de iktidar, kendi iktidarını kutsallaştırarak, neredeyse kendisini bir lütufmuş gibi konumlandırarak ve biat etmeyeni adeta düşmanlaştırarak benzer bir toplumsal parçalanmışlığa, kutuplaştırmaya yol açıyor. Bizlerin bugün yargılanıyor olmamızın altında yatan temel saik budur. AKP iktidarı kendi gücünü zayıflatacağını düşündüğü her odağı ya vatan haini ya terörist ya düşman olarak kodlamıştır. Bizim öyle olmadığımızı bilen milyonlar var. Fakat bu kodlamayı yaparak milyonları temsil eden insanların şahsında toplumlar paramparça edilmiştir ve buna alet olan herkes vebal altına girmiştir.”

YARGIÇLARI AYAĞINA ÇAĞIRIP ‘YARGI BAĞIMSIZLIĞI’ MESAJI VERDİ

Demirtaş, fezlekelere dair savunmasına geçmeden önce yargı reformunu da değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem yargıçları ayağına çağırıp hem de yargıçlar üzerindeki siyasi baskının kaldırılması mesajı verdiğine dikkat çeken Demirtaş, bunun başlı başına yargı reformunun ruhen boş olduğunu gösterdiğini ifade etti. Demirtaş’ın eleştirdiği bir diğer isim Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu idi. Hala baroya kayıtlı bir avukat olan Demirtaş, yargı reformunu alkışlayan Feyzioğlu’nun ne kendisinin ne de diğer tutuklu avukatların duruşmasına nezaketen bile olsa gelmemesini eleştirdi.

AYM BAŞKANI’NA: SENİN MAHKEMEN SENİN KARARINI TANIMIYOR

Yargıya dair uzun değerlendirmeler yapan Demirtaş, bazı gazetelerin verilmemesiyle ilgili yaptığı başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi’nin verdiği “ihlal” kararının cezaevi idaresi tarafından uygulanmadığını da açıkladı. Yeni Yaşam gazetesinin hiç, Cumhuriyet ve Evrensel’in de içeriklerine göre kendisine hala verilmediğini belirten Demirtaş, idari mahkemenin de AYM kararına uymadığını söyledi. Demirtaş, AYM Başkanı Zühtü Aslan’a şöyle seslendi: “Senin mahkemen senin kararını tanımıyor. Konuşacaksan bunları konuş. Bizimle ilgili sahte deliller olduğunu bile bile haksız tutukluluk başvurumuz reddedildi. Kendini tanımayan bir yargıyı yürütmenin tanımaması normal.”

Selahattin Demirtaş’ın gündemindeki bir diğer konu, Öcalan’ın avukatlarıyla görüşmesi oldu. Açıklamalara göre avukat görüşmesinden öte bir görüşme olmasa da önemli olduğunu dile getiren Demirtaş, olası her barış arayışının parçası olmak istediğini dile getirdi. Demirtaş, “Siyasetin alanı daraltılsa da sabırlı, şiddet dışı dil ve yöntemle mücadele için iradeli olunmalı. Demokratik siyasetin gelişmesi sadece hükümete bağlı değil. Kendimizden, partimizden başlayarak yeni dönemi karşılamaya hazır olmalıyız” diye konuştu.

'KİME KARŞI, NEYE KARŞI DEMEDEN YENİ BİR DEMOKRASİ HAMLESİ'

Duruşmadan hemen önce Demirtaş’ın hesabından Ekrem İmamoğlu’na destek tweetleri atılmıştı. Demirtaş, duruşmada İstanbul seçimlerine dair değerlendirme yapmadı, yalnızca düşmanlaştırıcı, ötekileştirici dil konusunda uyarılarda bulundu ve yeni bir demokrasi hamlesi çağrısı yaptı: “Önümüzdeki dönem İstanbul seçimleri sonrasında tüm Türkiye'de demokrasi isteyen herkesin elini hızla taşın altına koyup yeni bir demokrasi hamlesi için harekete geçmesi lazım. Kime karşı, neye karşı demedim. İktidara karşı, AKP'ye karşı, Erdoğan'a karşı hamlelerle demokrasi mücadelesi verilmez. Demokrasi mücadelesi toplum için, toplum yararına verilir.”

‘SAYIN ÖCALAN’ SORUŞTURMALARINA ELEŞTİRİ SORUŞTURMA KONUSU

Demirtaş, iki saat süren bu değerlendirmelerin ardından 12 ve 24 numaralı fezlekelere dair savunmasını yaptı.

12 numaralı fezlekedeki suçlama “suç ve suçluyu övme.” Fezlekeyi hazırlayan savcı Ramazan Alptekin, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından tutuklanmıştı. Demirtaş, adil bir soruşturma yürütmese de Alptekin için adil bir yargılama dilemeyi ihmal etmedi.

'KÜRT HALK ÖNDERİ' DESEM NE OLUR DEMESEN NE OLUR'

Fezleke, Demirtaş’ın DBP Eşbaşkanı olduğu 2012 yılındaki bir konuşmasına dayanıyor. Suçlama konusu, Diyarbakır Koşuyolu Parkı’nda kayıp yakınlarının düzenlediği eylemde yaptığı konuşma. Abdullah Öcalan için “sayın” ifadesini kullanan herkese soruşturmaların açıldığı bir dönemde Demirtaş’ın bu soruşturmaları eleştirmesi de soruşturma konusu olmuş. Bu açıklamasından 3 ay sonra hazırlanan fezlekede Demirtaş’ın “Kürt halk önderi” ifadesiyle “suçluyu övdüğü” belirtiliyor.

Demirtaş, fezlekede savcının konuşmasını özetlemesini eleştirerek, ses kaydının tam deşifresini okudu. Ardından Meclis kürsüsünden yaptığı benzer içerikli konuşmalarını hatırlattı ve 10 milyondan fazla kişinin “Abdullah Öcalan siyasi irademdir” beyanlarının olduğu dilekçelerin hala Meclis’in çatısı altında bulunduğunu vurguladı. Demirtaş, “Ben Kürt halk önderi desem ne olur demesem ne olur, sen soruşturma açsan ne olur açmasan ne olur, içeri tıksan ne olur tıkmasan ne olur” diye konuştu. Demirtaş, ayrıca 20 yıldır bir hücrede tutulan ve hala barış çağrısı yapan Öcalan’ın propagandaya ihtiyacı olmadığını dile getirdi.

Mahkeme heyeti başkanının fezlekedeki belgeleri okumasıyla iki sayfanın Demirtaş’a verilmediği ortaya çıktı. Söz konusu iki sayfada, Demirtaş’ın konuşmasının devamı yer alıyor. Demirtaş, 14 Nisan 2012 tarihli konuşmasında, Türkiye’nin Fethullah Gülen zihniyeti ile yönetildiğini belirterek, Gülen’i yargılayacak cesur bir savcı olup olmadığını soruyor.

Söz alan Av. Mahsuni Karaman, o günlerde Gülen-AKP ittifakının henüz bozulmadığını hatırlatarak, şöyle konuştu: “(Demirtaş’ın) Ne kadar da doğru söylediği anlaşılıyor. Sanıyor musunuz ki, Gülen cemaatinden bir savcı, hakim bu konuşmaya tepki göstermesin.”

‘ANLAŞILMAYAN’ KONUŞMADAN FEZLEKE

Selahattin Demirtaş, daha sonra 24 nolu fezlekeye dair savunma yaptı. Batman’daki bir miting konuşmasının suçlama konusu yapıldığı fezlekenin dörtte biri, ses kaydı tam deşifre edilemediği için “Anlaşılmıyor” kelimesinden oluşuyor. Demirtaş’a ve avukatlarına göre, bu fezleke tutuklamasına gerekçe için oluşturulmuş dosyalardan bir tanesi. Çünkü, Batman’daki savcılığın “örgüt propagandası” iddiasıyla 26 Ekim 2016 tarihinde hazırladığı iddianame, 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından deliller dosyaya konulmadığı gerekçesiyle iade edilmişti. Savcılık eksiklikleri tamamlayıp yeniden mahkemeye göndermesi gerekirken, yetkisizlik kararı verip 3 Kasım 2016’da Diyarbakır’a gönderdi. Yani, Demirtaş ve diğer milletvekillerinin gözaltına alınmasından bir gün önce. Savcının yetkisizlik kararının gerekçesi ise “kesintisiz suç” olması. Avukatların dalga konusu yaptığı bu suçlama, bir konuşma için asla kullanılamayacak bir gerekçe.

BİR GÜN GELECEK AKP ‘SEÇİLMİŞLERİ İÇERİ ATTILAR’ DİYECEK

Demirtaş’a göre ise fezlekenin hazırlanma amacı barış ve çözüm sürecine duyulan rahatsızlık. Çünkü, konuşmasında propaganda bir yana barış çağrısı yapıyor.

Demirtaş, savunmasında, Oslo görüşmeleri sırasında yine cemaat operasyonu olan KCK operasyonlarını da hatırlattı, öngörülerine güvendiğini belirtti ve AKP’nin Gülen cemaati için “kandırıldık” açıklamasına atıfla, “Bir gün gelecek AKP, ‘seçilmişleri içeri attılar’ diyecek” dedi. Demirtaş, AKP’nin rüzgarın yönüne göre, pragmatist yaklaştığını belirtirken, kendisinin hala aynı çizgide olduğunu sözlerine ekledi.

Fezlekeye dair savunmasının sonunda oldukça yorulduğu görülen Demirtaş’a mahkeme heyeti devam edip etmeyeceğini sordu. Demirtaş, SEGBİS odasının koşullarını hatırlatarak, duruşmanın bitirilmesini istedi. Duruşmanın sonunda mahkeme heyeti başkanı, milletvekillerinin istemesine bırakmadan veda için kameranın önce vekillere, sonra avukatlara çevrilmesini istedi. Selahattin Demirtaş, ekrandan el sallayıp herkese sevgi ve selamlarını göndererek odadan ayrıldı.