'Sırrı Süreyya Önder'in tutuklanması Dolmabahçe'den Kandıra'ya Kürt sorununun da yolculuğu'



Artı Gerçek

Artı Gerçek yazarı Koray Düzgören, Demirtaş ve Sırrı Süreyya Önder'e verilen hapis cezalarının nedenlerini yorumladı: Sırrı Süreyya Önder'in tutuklanmasıyla üç mesaj verildi.



ARTI GERÇEK- Belçika'nın başkenti Brüksel’de Türkiye’den insan hakları savunucularının da konuşmacı olarak katıldığı Kürt Konferansı düzenlendi.

İki gün süren konferansın ilk oturumunda insan hakları savunucusu Akın Birdal, İHD İstanbul Şubesi Eş Başkanı Gülseren Yoleri, İHD Eş Başkanı Öztürk Türkdoğan, Abdullah Öcalan’ın avukatı İbrahim Bilmez, Almanya’dan Avrupa Demokrasi ve İnsan Hakları için Hukukçular Birliği (ELDH) Genel Sekreteri Thomas Schmidt, İtalya’dan Daimi Halk Mahkemesi Genel Sekreteri Gianni Tognoni konuşmacı olarak yer aldı. 

Artı TV'de dün akşam yayınlanan, Celal Başlangıç'ın hazırlayıp sunduğu Artı Gerçek programında konferansı değerlendiren Koray Düzgören, bu tür toplantıların Türkiye'deki hak-hukuk ihlallerinin Avrupa ülkelerine gösterilmesi bakımından önemli, ancak yeterli olmadığını söyledi. 15 Temmuz'dan sonra insanların tutuklanma endişesiyle bu tür toplantılara artık katılamadığını beliten Düzgören, "Eskiden bu tür toplantılarda AKP'yi destekleyen medya da çözüm sürecine genellikle toz kondurmuyordu. Eleştiriler varsa da manşetlere çıkarılmıyordu. Ama artık sarayın broşürleri var" dedi.

Celal Başlangıç'ın, Selahattin Demirtaş'ın AİHM kararına rağmen tahliye edilmeyip başka bir davadan kendisine verilen cezanın onanması ve çözüm sürecinin sözcülerinden Sırrı Süreyya Önder'in tutuklanması bağlamında sorduğu "Sırrı Süreyya Dolmabahçe'den Kandıra'ya gitti. Bu yolculuk Kürt sorununun da yolculuğu değil mi?" sorusunu cevaplayan Düzgören şunları söyledi:

"(AKP medyası) bundan hicap duymaları lazım. Bunun sorumluluğunu duymak zorundalar. Sırrı Süreyya çok önemli bir pozisyondaydı. İmralı ile yürütülen süreçte resmi görüşmeciydi. Birincisi bu mahkumiyet sadece bir ceza değil, bir mesaj içeriyor. AKP ve devlet koalisyonundan gelen bir şey bu. İkincisi gerçekten barış isteyen kesimlere bir gözdağı, bir tehdit bu. Bahçeli'nin sözleri ve verilen cezalar ‘katiyen aklınıza barış sürecini getirmeyin, topyekun bir savaşa giriştik’ mesajı veriliyor. Üçüncü mesaj ise Kürtlere yönelik. Kürtlere ‘bütün köprüleri attık, kesin bir biat olmazsa olmaz. Demirtaş ve Önder'e verilen cezalar bunu gösteriyor."