Artı Gerçek

Sokakta HAYIR var..

Hayırın sesi sokaklarda duyulurken bir de sesi duyulmasa da sandığa yansıyacak olan azımsanamaz bir “gizli hayırcı” kitle var. Alan çalışmalarında sıklıkla dikkatimizi çeken. Beklenmedik yerlerde, beklenmedik argümanlarla hayır vereceğini açıklayanlar şaşırtıyor en çok da.

Canan KAFTANCIOĞLU

 

Baktılar olmuyor tüm tv kanallarını kapladılar. Her biri bir yandan. Evet de evet… Spikerler, moderatörler çanak soru konusunda ihtisası bitirdi, üst ihtisasa başladılar.  Es kaza “Peki neye evet?” -sorabildikleri en zor soru- gibi bir soruya, değişecek olan 18 maddenin içeriği haricinde her türlü argümanla cevap verebilme becerisine sahipler.

Kendi meşreplerince tv’lerde  7/24 yaptıkları  evet propagandası istedikleri etkiyi yaratmamış olmalı ki  bir sabah uyandığımızda bütün İstanbul’u evet afişleri ve pankartlarıyla donatılmış bulduk. Devlet imkanlarıyla referandum yapmanın nimetlerinden faydalanacaklardı kuşkusuz.  İstanbul’u rant alanına çeviren ve şehrin dört bir yanından başı bulutlara değen binalar cephelerine devasa evet afişlerini asarak diyetlerini ödemeye başlamışlardı. Kolay değil, yeşil alana, deprem toplanma alanına ve benzeri yerlere ucubeler yapıyor/yaptırıyor olmanın bir bedeli olacaktı.

Başınızı çevirdiğiniz her yerde “sıkıyönetim uygulamasının son bulması için evet!” “istikrar için evet!” “yurt dışına çıkış özgürlüğünün genişletilmesi için evet!” “Cumhurbaşkanına cezai sorumluluk geliyor” gibi akıllarımızla alay edercesine yazılmış deli saçması cümleleri gördük. Devasa afişlerin kapladığı İstanbul’da ufacık, mutevazı her yapının kendi imkanlarıyla hazırladığı afişlerin başına ne geldiğini anlatmaya gerek yok sanırım. Hayır pankartlarını imha timleri  görev başında!

Tv’ler, bina cepheleri, başımızı çevirdiğimiz her yer derken İstanbul’dan giden bilgiler yine hoşlarına gitmemiş olacak ki günlerdir cumhurbaşkanı, boşbakan ve bakanlar İstanbul’a demir attılar. Açılmadık tesis, işletme bırakmadılar. Kurdela karaborsasını göreceğiz bu gidişle.

Peki tüm bunlar olur ve süreç böyle devam ederken sokaklarda durum nasıl?  Tv’lerde, bina cephelerinde ol(a)mayan “hayır”sokakta. Her türlü baskıya rağmen sokakları dolduran hayır korkularının bu derece abanmalarının sebebi. Sokak haricinde her yerde olan evete karşı  sokakta var olan hayır karşı karşıya.

Algıyla, operasyonlarla, devletin imkanlarıyla değil, kendi olanaklarıyla sokağa çıkmış insanlar hayırı örgütlüyorlar. Coşkulu, inanmış ve gücünü gerçekten aldıklarının farkında olarak. Sadece hayır demekle işlerinin bitmediğini gören hayırı örgütleme çabası ve inancında olan insanların neşesi ve coşkusuyla dolu sokaklar. Pazar pazar, sokak sokak, ev ev geziyorlar.

Sokakta olan  sadece örgütlü yapılar değil. Şimdiye kadar her  hangi bir örgütlü yapının içinde yer almamış insanlar da sokakta. Görev bilmişler ve hayırda neden hayır olduğunu anlatıyorlar. İçten, inanmış ve kendi cümleleriyle. Evet diyenlere bakın öyle hayır verin demeden, özgürlük, demokrasi, birlik olma mücadelesinin yolunun hayırdan geçtiğini bıkmadan usanmadan anlatıyorlar.  Gözlerindeki bulaşıcı ışığı ve umudu yayıyorlar. Hayırda hayat var, hayırda umut var çünkü.

Pazarda yaşlı bir  teyzenin poşetini sallaya sallaya pazarcılara bir hayır anlatışı vardı ki sesinin coşkusu ve gücünü hiçbir afiş bastırmaya yetmez.

Hayırın sesi sokaklarda duyulurken bir de sesi duyulmasa da sandığa yansıyacak olan azımsanamaz bir “gizli hayırcı” kitle var. Alan çalışmalarında sıklıkla dikkatimizi çeken.

Beklenmedik yerlerde, beklenmedik argümanlarla hayır vereceğini açıklayanlar şaşırtıyor en çok da.

Görünen o ki 16 Nisan’a kadar referandumla yatıp referandumla kalkacağız. Hal böyleyken daha çok yazıp çizeceğiz konu hakkında. Şu ana karşılaştığım en ilginç hayır gerekçesiyle bitireyim bugünlük.

Bir panel  sonrası söz alan yetmişlerinde yaşlı bir amca tipik Karadeniz şivesiyle;  “ bakalım ne anlatıyorlar diye öylesine girdim içeriye. Sizi dinledim. Erdoğan’ı çok severim. İstesin üç oğlumu kurban veririm. Ama Erdoğan’ın etrafındaki çakallar yok mu o çakallar! İstiyorlar ki Erdoğan çalışsın onlar yesin. Şimdi de bütün yükü ona yıkmaya çalışıyorlar. Onun canı da can, bir insana o kadar yük yüklenmez ki.  Öldürecekler adamı işte  bu yüzden hayır diyeceğim!”

 

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…