Artı Gerçek

‘Aman yaptırım olmasın, F-35 de isteriz’ dediler, şimdi Rusya bastırıyor!

ABD baskısı üzerine Ankara parasını verip S-400’leri hangara çekmeye razı görünüyor. Moskova ise Türkiye’ye uyarı mesajları gönderiyor.


Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Yaptırımlardan kurtulmak’ amaçlı ABD gezisinde, “S-400’lerin Amerika’nın kırmızı çizgisi olduğuna ilişkin tehdidin üzerinden henüz bir hafta geçmeden bu sefer de Rusya devreye girdi.

“Hayır” dedi. “S-400’ler bahara hazır olacak.”

Dubai’de bir fuara katılan Rusya Askeri-Teknik İşbirliği Servisi Başkanı Dmitriy Şugayev, S-400 sistemlerinin 2020 baharına kadar kullanıma hazır hale getirilerek TSK’nin hizmetine verileceğini söyledi.

“Türkiye ile olan S-400 sözleşmesinin planlandığı şekliyle sürdüğünü” de ilave etti.

S-400 alımı sonrası Türkiye’nin ABD tarafından F-35 savaş uçakları programından çıkarılması hakkında da konuşan Şugayev, “Beşinci nesil savaş uçaklarının geliştirilmesi için teknolojik yardıma hazırız” dedi.

Bazı uzmanlar, Putin’in Türkiye’nin parasını ödeyip aldığı S-400’leri ABD’yi tatmin etmek amacıyla bir hangara çekmesinden rahatsız olmayacağını ve bu nedenle Erdoğan’a kızmayacağını söylüyor.

Bu satış nedeniyle Batı cephesinde ve NATO cenahında yaratmak istediği gerginlik, tartışma hatta çatlağı sağladığını ifade ediyorlar.

Ancak mesele bu kadar basit değil.

Türkiye Rusya doğal gazına bağımlı. Ayrıca Avrupa’ya yönelik Mavi Akım Gaz Projesi ile Rusya ile işbirliği halinde. Üstelik Akkuyu Santrali nedeniyle nükleer alanda da adeta stratejik bir ortaklık söz konusu.

RUSYA’NIN TÜRKİYE’YE SATMAK İSTEDİĞİ SİLAHLAR

Tabii Rusya Türkiye’yi esaslı bir silah müşterisi olarak görüyor. Bu aynı zamanda Türkiye’nin Batı’yla ilişkilerini zayıflatacak uzun vadeli bir planın parçası gibi duruyor.

“S-400’ler tamam, size F-35 vermezlerse dert etmeyin, bizde de iyi savaş uçakları var, size satarız” diyorlar. Daha önce de son Moskova ziyaretinde Putin Erdoğan’a henüz üretim aşamasına geçmemiş yeni nesil savaş uçakları SU-57 satmayı önermişti zaten.

Washington’da yapılan görüşmelerde, Kuzey Suriye harekâtına karşı çıkan Cumhuriyetçi senatörler, Erdoğan yönetimi için istenilen ağır yaptırımların yürürlüğe konulmak istenmesinin temel nedeninin S-400 Rus füzeleri olduğunu açık bir şekilde ve bir kez daha ifade ettiler.

Erdoğan yönetimine, ailesine ve çevresine yönelik ağır yaptırımları savunanların öncülerinden Cumhuriyetçi Senatör Lindsay Graham, ilgili tasarının Erdoğan’ın ziyareti nedeniyle işleme konulmadığını ama S-400’lerden vazgeçilmemesi durumunda ağır yaptırımların devreye gireceğini yineledi.

Bu kesin tavır üzerine Erdoğan’ın görüşmelerde, S-400’ler ve buna bağlı olarak F-35 ambargosu ve Patriyot füzeleri meselelerinin ortak bir komisyon tarafından incelenmesi önerisinde bulundu.

İktidar sözcüleri henüz daha Washington’dayken füzelerin asla aktif hale getirilemeyeceğine ilişkin açıklamalar yapmaya başladılar.

Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’ye dönerken iktidarın propaganda görevlilerine yaptığı taviz verilmeyeceğine ilişkin açıklamaların satır aralarında aynı yaklaşımı görmek mümkün.

Arkasından Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın de resmen bir yandan asla taviz verilmeyeceğini vurgularken bir yandan da meselenin komisyona havale edildiğini, ayrıca Saray’ın bu füzeleri NATO’ya entegre etmek gibi bir niyetinin olmadığını vurguladı.

Daha önce de Dışişleri ve Savunma Bakanlarının bu meseleyle ilgili açıklamaları olmuştu. Bakanlar S-400’lerin aktif hale getirilemeyeceğini belirtilmişlerdi.

Bu arada Saray sözcüsü Kalın’ın meseleyi füzelerin NATO’ya entegre edilip edilmemesi şeklinde ifade etmesi de oldukça ilginç. Belki de meseleye bu şekilde bir çözüm bulup ABD’yi ikna etmeyi düşünüyor olmalılar.

Öte yandan Trump’ın Erdoğan’a yeni bir mektup göndererek, S-400’lerin aktif hale getirilmemesi ve ikinci parti füzelerin alınmaması durumunda F-35 ambargosunun kaldırılabileceğini söylediğine ilişkin iddialar ileri sürülüyor. 

ANKARA’YI RAHATSIZ EDEN RUSYA YPG İLİŞKİLERİ

Türkiye’yi yönetenlerin yeniden ABD’ye yanaşıp, S-400’leri hangara çekerek F-35 projesine dönmek amaçlı manevralarına karşı Moskova’dan gelen bir mesaj daha var.

Rusya’nın, ABD'nin Suriye'de Fırat Nehri üzerindeki Tişrin Barajı'nda boşalttığı üsse yerleşirken devir teslim töreninde Rus komutanın YPG bayrağı ile görüntü vermesi Ankara’da öyle anlaşılıyor ki bayağı bir tepkiye neden olmuş durumda.

TSK (Türk Silahlı Kuvvetleri) ile devriye görevinden sonra Fırat Nehri üzerindeki barajda kurulu üsse gelen Rus komutanın YPG Komutanı Şervan Derviş ile yan yana konuşma yapmasının ardından üssün devir teslimi gerçekleştirmesi ve bu sırada karşılıklı bayrakların verilmesi töreni oldukça ilginç bir görüntü olarak değerlendiriliyor.

Fırat Nehri'nin batı yakasındaki Tişrin Barajı, 27 Aralık 2015'te ABD desteğiyle YPG'nin eline geçmişti. Baraj Kürt güçlerinin Fırat'ın batısında işgal ettiği ilk nokta olmuştu. ABD de Ocak 2016'da barajda üs kurmuştu.

Tabii bu görüntüye tepki verenlerin unuttuğu bir şey var.

Rusya ile YPG’nin hatta PKK’nin düşmanca bir ilişkisi bulunmuyor. Rusya ne PKK’yi ne de YPG-PYD’yi terör örgütü olarak kabul ediyor. Bu iki örgütün de Moskova’da temsilcilikleri var.

Tam tersi Türkiye’nin maaşa bağladığı ÖSO (Özgür Suriye Ordusu) ve onun değişik bileşenleri Rusya tarafından terörist olarak kabul ediliyor.

Ayrıca geçtiğimiz ekim ayının 25’inde, Türkiye’nin Kuzey Suriye’ye yönelik harekâtına ilişkin Türkiye-Rusya mutabakatının yürürlüğe girmesinden hemen önce Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun, YPG Başkomutanı Mazlum Kobani ile görüntülü görüşme yaptığını, bu görüşmede Bakan Şoygu'ya Rus komutanların da eşlik ettiğini unutmayalım.

Netice olarak Ankara, Erdoğan ve yakınlarına yönelik yaptırım tehditlerinin de etkisiyle ABD’ye yanaşınca yine Rus tarafından tepki görüyor.

İkili oyun şimdilik ABD gezisinde meselelerin komisyona havalesiyle sürüyor gibi görünüyor.

Ama nereye kadar?

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…