Aydın Engin: Derin güçler Erdoğan'ı tutsak aldı



Artı Gerçek

'Devlet Bahçeli’yi bile aşan, devletin derinliklerinde oldum bittim sahibi Kürt halkını sürekli olarak isyan etmeye, Türkiye’yi bölmeye hazır olarak gören güçlerin bir ittifakı var.'


Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınıp, yerlerine kayyım atanmasına tepkiler devam ediyor. Gazeteci Yazar Aydın Engin kayyım atamalarıyla birlikte devleti yönetenlerin barışçıl bir çözümden yana olmadığını gösterdiğini söyledi.
 
‘NİCELDEN NİTEL DURUMA SIÇRADI’
 
31 Mart seçimlerden önce de HDP’nin 96 belediyesine kayyım atandığını hatırlatan Engin 19 Ağustos’taki kayyım atamasının diğer kayyım atamalarından farklı olduğunu ifade etti. Bugünkü kayyım atamalarının nicel bir durumdan çok nitel bir duruma sıçradığını belirten Engin, “Kayyım atanan üç kent Kürt siyasal hareketi için de Türkiye içinde sembolik değeri çok yüksek kentlerdir. Oralarda HDP’nin kazanmış olması AKP’nin Kürdistan üzerinde sürdürdüğü siyasetin tutmadığını, halkta karşılığını bulamadığını gösteriyor. Çünkü kayyımlardan sonra oralarda yüzde 55, yüzde 60, yüzde 63 gibi oranlarla belediyeler geri kazanılmıştır. Dolayısıyla AKP’nin attığı bu adım daha farklı bir düzeye sıçradığımızın göstergesidir” diye belirtti.
 
‘DERİN GÜÇLER ERDOĞAN’I TUTSAK ALDI’
 
AKP’nin artık "Müslüman olan herkes bizdendir” ilişiğini tümüyle terk edip Türk milliyetçiliği üstünde buluştuğunu dile getiren Engin, “Burada Devlet Bahçeli’yi bile aşan, devletin derinliklerinde oldum bittim sahibi ve Türk milliyetçiliğini savunan Kürt halkını sürekli olarak isyan etmeye, Türkiye’yi bölmeye hazır olarak gören güçlerin bir ittifakı var. Kimilerine göre Tayyip Erdoğan bunlarla buluştu. Ama bana sorarsanız bunlar Erdoğan’ı tutsak aldı. Erdoğan’ın politikalarını artık bunlar tayin ediyor. Yeni bir evreye sıçradı derken bunu kastediyorum. Yine bazı kesimler de bu adımın Suriye’de atılacak adımların bir hazırlığı gibi yorumluyorlar. Ben buna pek katılmıyorum. Suriye’de o öngörülen adımların atılamayacağı görünüyor” ifadelerini kullandı.   
 
‘BİR DEMOKRASİ SINAVI’
 
Yeni kayyım atamalarının bardağı taşıran son damla olduğunu vurgulayan Engin, şöyle devam etti: “Bu durum demokrasinin ırzına geçilmesinin son aşamasıdır. Bu bir yandan da Türkiye demokrasi güçlerine yeni bir sınav tanıdı. Ankara, İstanbul, İzmir, Antalya, Adana’da seçim kazanmayı bir demokrasi zaferi olarak görenlerin Kürdistan bölgesindeki kayyım atamaları da demokrasiye karşı yönelmiş somut bir saldırı olarak görmesi gerekir. Bugüne kadar millet ittifakının parçası olduğunu söyleyen İYİ Parti’den ses soluk çıkmadı. Bu beni şaşırtmıyor ama CHP’den de mızmız sesler dışında parti olarak örgütsel bir açıklama gelmedi. Üstüne üstlük artık açıklamaların çok da önemli olmadığı tam tersine eylemin önemli olduğu günlerdeyiz. Ne güzel olurdu bütün barolar Eylül’de Erdoğan’ın sarayında değil de Diyarbakır’da bir araya gelseler. Ne güzel olurdu ‘AKP’nin burnunu sürttük’ diye zafer şarkıları söyleyen Adana, İzmir, İstanbul, Ankara, Hatay ve diğer belediye başkanlarının Diyarbakır’da, Mardin’de, Van’da seçilmiş belediye başkanlarına el uzatsalar onları selamlasalar. Bu demokrasimiz için çok anlamlı bir gösterisi olur. O yüzden muhalefet açısından bunun bir demokrasi sınavı olduğunu altını çizmek istedim.”
 
‘KÜRT SİYASAL HAREKETİ BARIŞTAN YANA’
 
Engin, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın “Kürt sorununda çözüm için hazırım” dediği bir zamanda devleti yönetenlerin kayyım atayarak bunu ciddiye almadığını söyledi. Kürt siyasal hareketinde Öcalan’ın tek değil öne çıkan bütün aktörlerin barışçıl çözümden yana olduklarını defalarca kez tekrarladıklarını belirten Engin, “Dolayısıyla Kürt siyasal hareketi elbette çözüm istiyor. Ama bugüne kadarki çizgisiyle Tayyip Erdoğan’ın çözümden yana olmadığı açıkça görülüyor. Buna ilişkin bir sürü somut olay var. Son kayyım olayıyla bunun üstüne bir tüy diktiler. Devleti yönetenler Kürt sorununun barışçıl yollarla çözme çağrılarına ‘Hayır, biz artık bu işi barışçıl bir çözüme ulaştırmak için değil askeri bir çözümle halledeceğiz. Bunu bir devlet zorbalığıyla çözeceğiz. Sindireceğiz, saldıracağız, bastıracağız’ demeye çalışıyor. Bu şekilde Kürt siyasal hareketine ‘Barışçıl çözüm beklentiniz beyhude’ demiş oldular” şeklinde konuştu.  
 
(MA / Ferhat Çelik)