Yüzüncü yılında Almanya Devrimi (1918-19) – VI



Artı Gerçek

Aralık ayında başlayan kanlı süreç, muhalifler arasında yaşanan iktidar savaşının sonucu olduğu için, ‘devrimin çocuklarını yemesi’ sürecinin artık başladığını söyleyebiliriz.


Bülent BİLMEZ


Kınından çıkan kılıçlar: 6 Aralık 1918 karşı-devrimci darbe girişimi ve kardeş katli

Cephede veya döndükten sonra cephe askerlerinin seçtiği delegeler, 1 ve 2 Aralık 1918’de Bad Elms’te (Rheinland-Pfalz) Cephe Askerleri Konseyleri Temsilcileri Kongresi için bir araya gelmişti. Kongrede Groener’in asker konseylerinin düzensiz silahlı halk birliklerini dağıtması önerisi, Halk Temsilcileri Konseyi’nin solcu üyesi Emil Barth’ın zamanında müdahalesi sayesinde delegeler arasında büyük bir tepkiyle karşılandı ve Groener geri adım atmak zorunda kaldı. Asker konseylerinin kontrolünü ele geçirmenin zor olduğunu gören ordu komutanları, kendilerine sadık birlikler oluşturmak üzere 5 Aralık 1918’de Berlin yakınlarında yeni bir karargâh kurdular.

Berlin’de kontrolü tamamen kaybetmiş olan ordu komutanlarının şehirdeki ilk gövde gösterisi ertesi gün sahneye konuldu: Ebert yönetimindeki hükümeti desteklemek ve aslen işçi-asker konseylerinin gücünü kırmaya yönelik karşı-devrimci darbe için, öncelikli olarak devrimci konseylerin temsilcisi olarak görülen Yürütme Kurulu (Vollzugsrat) seçilmişti. Karşı devrimci darbenin arkasında olduğu bilinen ordu komutanlığı, darbe hazırlıkları çerçevesinde, gerektiğinde Ebert yönetimindeki hükümete destek vermeleri için General Arnold Lequis (1861-1949) kumandasında seçkin birliklerini Berlin periferisine konuşlandırmıştı. Anlaşıldığı kadarıyla plan, küçük hamlelerle devrimci güçleri (kurumları ve birlikleri) saf dışı bırakarak, Berlin’in kontrolünü aşamalı olarak ele geçirmekti. O sırada bu kurumların en tepesinde bulunan Yürütme Kurulu (Vollzugsrat), bu nedenle ilk hedef olarak seçilmişti. Aslında, 10 Kasım’da yapılan Tüm Berlin İşçi ve Asker Konseyleri Kongresi/Meclisi tarafından, hükümeti (Halk Temsilciler Konseyi’ni) kontrol için kurulmuş olan Yürütme Konseyi üyelerinin çoğu SPD-Çoğunluk yanlısı idi, ama karşı-devrimci askerler için yine de solcu bir odaktı. Darbeciler, ülke yönetiminde konseylerin söz sahibi olmasını kabullenemedikleri için bu en yüksek konseyden başlamak üzere konseylerin ilgasını talep ediyorlardı. Ebert yönetimi de kendileri üzerinde yer alan ve tam kontrol edemediği bu konseyden rahatsızdı aslında. Nitekim konseyin son toplantılarında gündeme gelen, subayların ordudaki otoritelerini sınırlamaya yönelik öneriler, Ebert’in Groener’le gizli antlaşmasına ters düşüyordu ve subayları çok rahatsız etmişti. Konsey toplantısını basarak üyelerini mahkûm ettiğini ilan eden karşı-devrimci askerî birliğin Ebert ile olası ilişkisi daha ilk günden itibaren tartışmalı bir konudur.

Detayları konusunda tarih yazımında hâlâ oldukça çelişkili bilgilere rastlanan, 6 Aralık 1918 tarihli bu darbe girişimi ve sonrasında Berlin’de yaşanan karmaşık olayların kısa ve konsensüse dayalı olgusal bilgilerden oluşan bir özetini sunmak bile kolay değildir.

Bilinen, Kaiser Franz Garde-Grenadier-Regiment (İmparator Franz Muhafız Alayı) başta olmak üzere, değişik birliklerden gelen astsubay Hans Fischer (1895-1943) komutasındaki askerlerden oluşan 30 kadar karşı-devrimci grubun, 6 Aralık günü öğleden sonra Yürütme Konseyi toplantı halindeyken Prusya Meclis binasını (Preußische Abgeordnetenhaus) basıp konsey üyelerini tutuklamaya kalkıştığıdır. Daha önce belirlenmiş ‘Kırmızı-Kalp” parolasıyla harekete geçirilen darbeci askerlerle Yürütme Konseyi arasındaki tartışma sırasında bazı askerlerin kafası karışmaya başlamıştı. Darbenin ilk adımının başarısız olmasında asıl rolü, o sırada orada beliren Halk Temsilcileri Konseyi’nin solcu Bağımsız-SPD üyesi Emil Barth’ın müdahalesi oynadı. Binayı işgâl eden darbecilere Marstall’dan yola çıkan Halk Donanma Birliği’nin her an müdahale edebileceğini ve iş yerlerinden işçilerin kitleler halinde Yürütme Konseyi’ni kurtarmaya geldiğini söylemesi, darbecileri zor durumda bırakmıştı. Ayrıca Barth’ın askerlere, Ebert’ten alınmış yazılı tutuklama emrinin gerektiğini söylemesi, çok etkili olmuştu. Daha önemlisi, yazılı tutuklama emri için Ebert’e gönderilen kuryenin eli boş döndüğünü söylemesi ve Yürütme Konseyi’nin SPD-Çoğunluk üyesi Max Cohen’in (1876-1963) de darbecileri vazgeçirmek için çaba harcaması sonucunda, darbeci askerler işgâli/kuşatmayı kaldırdı.

Ancak aynı alaydan 150 kadar silahlı askerin, o sırada bir başka mekânda düzenlediği baskın, darbenin rengini iyice açığa çıkardı ve Ebert’in bu işteki rolüyle ilgili şüpheleri arttırdı: Ebert’in eş-başkanlığında (fiilen tek başkanlığında) Halk Temsilciler Konseyi hükümetinin toplandığı başbakanlık binası (Reichskanzlei) önünde toplanan üç bin kadar asker, bahriyeli ve sivil arasındakilerin bir kısmı kolunda ‘Kırmızı-Kalp' bandı taşıyordu. Aralarında öğrenci savaş birlikleri (Studentenwehr) üyesi de bulunan bu kitleden gruptan bir grup asker, Kaiser Franz Garde-Grenadier-Regiment subaylarından Heinrich Spiro liderliğinde binayı bastı ve Halk Temsilciler Konseyi’ni ilga ettiğini duyurarak, zaten Halk Temsilciler Konseyi eş-başkanı olarak hükümetin başı Ebert’i ‘devlet başkanı’ olarak ilan etti! Dışişleri Bakanlığı üst düzey bürokratları ile ordu komutanlığı tarafından aracı olarak başbakanlığa gönderilmiş olan Albay Hans von Haeften (1870-1937) tarafından yönetilen bu hamle, sürpriz şekilde Ebert, arkadaşlarına danışması gerektiği gerekçesiyle teklifi kabul etmediği için başarısız oldu. Düzenleyicileri arasında Hermann Josef Graf Wolff-Metternich’in (1887-1956) de bulunduğu ertesi günkü Vorwärts gazetesinde yazılan bu girişimi zamansız ve tehlikeli bulan Elbert, başkanlık görevini bir darbeyle değil, ilmek ilmek ördüğü temsili demokraside yapılacak seçimler sonucunda almak istiyordu. Bunun önündeki en büyük engel ise Spartakistlerin başını çekmeye başladığı radikal solcular gibi görünüyordu. Hâlâ çoğunluğun desteğini arkasında hisseden Ebert, Bağımsız-SPD ile kurduğu ittifak aracılığıyla sokaktaki sol dalgayı kontrol altında tutmaya çalışırken, kontrol edemediği radikal solu ortadan kaldırma konusunda ise ordu ile Gustav Noske aracılığıyla kurduğu işbirliğine güveniyordu.

Aynı gün (6 Aralık 1918) akşam üzeri düzenlenen bir yürüyüş sırasında sivil halkın üzerine ordu birlikleri tarafından ateş edilmesi sonrasında, ‘kardeş kavgası’ ilk ‘devrim şehitleri’ni verdi. Detayları konusunda çelişkili bilgiler bulunan olayın, kuzeydeki Wedding semtinden şehir merkezine yürümekte olan devrimci göstericilerin üzerine, Chausseestraße - Invalidenstraße kavşağında yolu kesilerek üzerlerine makineli tüfeklerle ateş edilmesiyle gerçekleştiği kesindir. Spartakistler tarafından şehir merkezinde o akşam düzenlenecek büyük mitinge katılmak için Berlin’in üç ayrı yerinde toplanmış olan kitlenin işçi-asker Spartakist taraftarlarından oluşan, (Chausseestraße üzerindeki Germaniasäle ve Oranienburger Tor toplantılarından gelen) yaklaşık 2.000 kişilik Wedding kolu şehir merkezine doğru ilerlerken yolu, şehir merkezindeki mitinge katılmalarını engellemek isteyen Wels’in talimatı üzerine Maikäfer-Kasserne (Mayıs Böceği Kışlası) kışlasındaki Garde-Füsilier-Regiment (İmparator Franz Muhafız Alayı piyadeleri) askerleri tarafından, kışlanın bulunduğu Chausseestraße - Invalidenstraße kavşağında kesilmiştir. Şehrin polis müdürü solcu Bağımsız-SPD üyesi Emil Eichhorn (1863-1925) tarafından silah taşınmaması şartıyla verilen yürüyüş izni, Wels tarafından dikkate alınmadı ve dağılmamakta kararlı göstericiler, askerler tarafından makineli tüfeklerle tarandı. Tarih yazımında karşımıza çıkan diğer bir anlatıya göre, göstericilerin yürüyüş amacı farklıdır: Konseylerin kurucu meclis (parlamento) tarafından ikame yoluyla tasfiyesi ve güçsüzleştirilmesi yönündeki Ebert yönetiminin politikalarını protesto için 6 Aralık 1918 akşamı Spartakistler’in çağrısıyla Berlin’in Wedding semtinde düzenlenen miting sırasında o gün şehirde yaşanan iki baskını öğrenmiş olan kitleler, öfkeyle şehir merkezine doğru yürüyüşe geçmişti. İlk baskında Yürütme Konseyi üyelerinin tutuklandığı ve ikinci baskın aracılığıyla Ebert’in başkan ilan edildiği yönündeki söylentiler kitle içinde hızla yayıldığı için protestocular, bir oldu bitti karşısında olduklarını ve karşı-devrimin en önemli kazanımları olan konseylerin ortadan kaldırdığını düşünüyordu. 

SPD-Çoğunluk ile devrimci sol güçler arasındaki güven ilişkisini geriye dönülmez şekilde yok eden bu olaydan sonra kan gölüne dönen kavşakta 16 sivil öldü ve 12’si ağır olmak üzere çok sayıda kişi yaralandı.

Yürüyüşçülerin önünün kesilmesi emrinin, şehir komutanı SPD-Çoğunluk üyesi Otto Wels (1873-1939) tarafından verildiği tarih yazımında yaygın olarak karşımıza çıkmakla birlikte, aslında emir, yukarıda sözü edilen 3 Aralık’ta Wels’e bağlı olarak kurulmuş Anti-Spartakist özel ekiplerin komutanı Krebs tarafından verilmişti.

Bir iddiaya göre, göstericilerden birkaç kişinin elinde hafif silah vardı ve arkalardan açılan ateş sonrasında kitle taranmıştı, ancak sonraki günlerde yürütülen soruşturmalar ve basındaki tartışmalar ne bu iddiaları ne katliamın sorumlularını ne de darbe girişimin asıl sorumlularını açığa çıkardı.

6 Aralık’ta gerçekleşen bu karmaşık ve hâlâ birçok yönüyle gizemli bu iki baskın, tarihe ‘ilk karşı-devrimci darbe’ girişimi olarak geçecekti, ancak yeni kurulmuş Cumhuriyetçi Askerî Birliklerinden (Republikanische Soldatenwehr) ve hatta Halk Donanma Birliklerinden bazı askerlerin de katılımı dolayısıyla, neyin devrim neyin karşı-devrim olduğu ve hangi devrimi engelleyip hangi devrimi korudukları konusunda askerlerin kafası iyice karışmaya başlamıştı. Nitekim fiyaskoyla sonuçlanan ve arkasında Dışişleri Bakanlığı’ndaki istihbaratçı bir grubun olduğu düşünülen bu baskınların ardından, o sırada Halk Donanma Birliği’nin komutanı olan Hermann Josef Graf Wolff-Metternich, darbecilerle ilişkisinden dolayı görevinden alındı. İmparatorla eskiden iyi ilişkisi olduğu bilinen, devrimin başından itibaren Halk Donanma Birliği içinde çok etkili olup Gustav Noske ve Otto Wels ile işbirliği içinde Halk Donanma Birliği’ni kontrol etmeye çalıştığı anlaşılan aristokrat kökenli asker Wolff-Metternich, ordu istihbarat biriminde görevli olup darbe planlamasında kilit rolü olan ve Ebert’i ‘başkan’ ilan etmek üzere başbakanlık binası (Reichskanzlerei) işgâline emrindeki bazı Halk Donanma Birliği askerlerinin katılmasını sağlayan kişiydi. Darbe planın akıl babası Albay Hans von Haeften’a planın uygulanması için Metternich’i öneren, akrabası Dışişleri Bakanlığı kıdemli müsteşarlarından Ferdinand von Stumm (1843-1925) olmuştu. İddiaya göre, darbe günü Metternich, darbeci askerlere kamyonlar temin etmiş ve Dışişleri Bakanlığı'nın yardımıyla, darbecilere kaçmaları gerekirse kullanmaları için yabancı pasaportlar temin etmişti. Devrimden sonra ordu istihbaratı tarafından Halk Donanma Birliği’nde çalışmak üzere görevlendirilen Metternich, devrimin daha ilk günlerinde birliğin yerleştiği Sarayın kontrolünü ele geçirmek üzere yine bu birliğin askerlerinden Friedrich Brettschneider önderliğinde 14 Kasım 1918’de düzenlenen saldırı sırasında, Halk Donanma Birliği’nin ilk komutanı Paul Wieczorek’i (1885-1918) öldüren Brettschneider’ı, daha önce Birliğe sokan kişiydi. Başarısız olan baskından sonra birliğin komutanı birkaç günlüğüne Otto Tost (1883-1954) ve ardından Schmidt olacak, ama 26 Kasım 1918’de yapılan seçimde Metternich, Halk Donanma Birliği’nin başına geçmeyi başaracaktı. 6 Aralık 1918’de yaşanan darbe girişimi ve katliamdan sonra bu görevden uzaklaştırıldı ve yerine Fritz Radtke seçildi, ancak Metternich komutanlığı kaybettiği andan itibaren Halk Donanma Birliği üzerindeki baskı ve karalama kampanyası hızla büyüdü. Nitekim, bu kampanyanın sonunda itibarsızlaştırılmaya çalışılan Halk Savunma Birliği konuşlandığı Şehir Sarayı ve Neuer Marstall’dan uzaklaştırılmaya ve radikal şekilde küçültülerek zayıflatılmaya çalışıldığında, buna direnen Birlik, birkaç hafta sonra 1918 Noel’inde, arkasında Ebert yönetimi olan ordunun büyük bir saldırısıyla karşılaşacaktı.

Diğer yandan, darbeden bir gün sonra hükümetin yaptığı açıklamada, Yürütme Konseyi üyelerini emrini Marten diye biri ile Graf Matuschka ve von Rheinbaben isimli Dışişleri Bakanlığı’nın iki çalışanı tarafından verildiği belirtiliyor, katliamın sorumlusu olarak da astsubay Krebs gösteriliyor ve suçluların muhakkak cezalandırılacağı açıklanıyordu.

Aynı gün Kaiser Franz Garde-Grenadier-Regiment asker konseyi de sorumlular hakkında kendi soruşturmasının sonucunu açıkladı: Yürütme Konseyi üyelerini tutuklama emrini Prusya Savaş Bakanlığı’na bağlı Tüm-Berlin Birlikleri Eylem Komitesi başkanı Hans Coler vermişti ve Metternich de darbecilerin liderleriyle bir gün önce Hotel Adlon’da toplantı yapmıştı.

Bu arada yapılan aramada Marten isimli kişide çok sayıda Kırmızı-Kalp pazubendi ile Yürütme Konseyi ve Spartakistler aleyhine bildiriler bulunmuştu. Darbenin başarılı olması durumunda dağıtılmak üzere hazırlanmış bu bildirilerde, yönetimde bulunduğu on dört günden beri şehre sadece açlık, sıkıntı ve salgın hastalıklar getiren ve halkın geleceğini tehlikeye düşüren hain, beceriksiz ve sahtekâr Yürütme Konseyi üyelerinin, barış, özgürlük, düzen ve ekmek talep eden halk adına tutuklandığı ilan ediliyordu. Noel hediyesi olarak, halkın bu taleplerinin karşılanmasının teminatı olan parlamento (Ulusal Meclis) bir an önce açılmalıydı.

Diğer yandan, aynı günün akşamı Yürütme Konseyi, bir gün önce yaşananların hesabını hükümetten sorarken, Yürütme Konseyi başkanı SPD’nin devrimci sol kanadının önderlerinden Richard Müller (1880-1943), bir süredir Yürütme Konseyi aleyhinde basında yürütülen kampanyayı engellemediği için hükümeti suçladı. SPD-Çoğunluk hükümetinden Scheidemann’ın verdiği kaçamak “basın özgürlüğüne saygılıyız” cevabına Müller’in tepkisi ibretliktir: Basın özgürlüğü, “Liebknecht’i öldürün!” çağrılarının yayınlandığı anda biter! Müller, aynı zamanda askerlerin iki gündür kışlalarda alarm halinde bekletildiklerini ve kendilerine beş mark sözü verildiğini iddia ediyor ve darbe girişimi ve katliamla ilgili soruşturma açma konusunda hükümetin isteksizliğini sorguluyordu…

Sonuçta, giderek sertleşen kardeş kavgasında ilk kayıplar verilmişti. Devrimin kendi çocuklarını yeme sürecinin ilk adımı olarak görülmesi gereken bu katliam, o sırada halkın kardeş katli konusundaki sert tepkisini çok iyi bilen SPD-Çoğunluk yönetimi tarafından münferit bir olay olarak görüldü ve gösterildi. Nitekim öldürülenler, 21 Aralık 1918’de düzenlenen büyük bir törenle ‘devrim şehitleri’ olarak, aslen 1848 Devrimi şehitleri için yapılmış Mart Şehitleri Mezarlığı’nda (Friedhof der Märzgefallenen) gömüldü.

Devrim sürecinin daha başında, devrimin ilk günü (9 Kasım 1918) müesses nizamın güvenlik birimleri tarafından öldürülen en az üç ‘devrim şehidi’ vardı. Ancak aynı şekilde Mart Şehitleri Mezarlığı’nda (Friedhof der Märzgefallenen) gömülmüş olan ve sonradan içlerinden birinin adı (Erich Habersaath) olay yerindeki bir sokağa verilecek olan bu şehitler, gerçekten kardeş kavgasının sonucunda değil, ‘düşman’ tarafından öldürülmüştü ve nitekim 20 Kasım’da şehitler için yapılan cenaze törenine diğer hükümet üyeleri gibi Ebert de katılmıştı.

Aralık ayında başlayan kanlı süreç, (öldürülenlerin sayısı genelde devrim süreçlerine göre büyük olmasa da) muhalifler arasında yaşanan iktidar savaşının (kardeş kavgasının) sonucu olduğu için, ‘devrimin çocuklarını yemesi’ sürecinin artık başladığını söyleyebiliriz.

Çoğu zaman ölümler müesses nizamın eski güvenlik birimleri veya yeni kurulan muhafazakâr milislerin saldırılarından kaynaklansa da süreci yöneten ve hatta bazen bizzat emri verenler yeni muktedir SPD-Çoğunluk yönetimi olduğu için; onların bu kardeş katliamındaki sorumluluğu dolaysız ve açıktı. İktidar mücadelesinde soldaki taraflardan birini oluşturan iktidardaki SPD-Çoğunluk yönetiminin onayıyla başlayan bu kanlı süreç, buna karşı silahlı direnişe geçen muhaliflerin giderek radikalleşmesi nedeniyle çok daha büyük kayıplar verilmesine yol açtı. Ancak can verenler daha çok radikalleşen sol muhaliflerdi ve hepsi SPD-Çoğunluk talebi veya yönlendirmesiyle eski müesses nizamın yeni askerî birlikleri tarafından öldürülüyordu…


Yazı dizisinin önceki bölümleri için bkz.:

https://www.artigercek.com/haberler/yuzuncu-yilinda-almanya-devrimi-1918-19-i

https://www.artigercek.com/haberler/yuzuncu-yilinda-almanya-devrimi-1918-19-ii

https://www.artigercek.com/haberler/yuzuncu-yilinda-almanya-devrimi-1918-19-iii

https://www.artigercek.com/haberler/yuzuncu-yilinda-almanya-devrimi-1918-19-iv

https://www.artigercek.com/haberler/yuzuncu-yilinda-almanya-devrimi-1918-19-v