Artı Gerçek

AKP'ye açık teşekkür

Derin bir oh çekip son zamanlardaki buluşmalarımızın, ortaklaşmalarımızın keyfini çıkarabiliriz. Artık masalarda, toplantı salonlarında kavga yerine iş üretiyoruz. Yan yana, omuz omuza dayanışmanın verdiği umut ve mutlulukla. Demek ki neymiş? Başımıza böyle bir musibetin gelmesi gerekliymiş.

Canan KAFTANCIOĞLU

İnsan olmak zordur, solcu olmak ise daha zor. Hak bileceksin, hukuk bileceksin, üleşeceksin, namuslu olacaksın, mazlumdan yana olacaksın, kendin için değil halkın için mücadele edeceksin, okuyacaksın, sorgulayacaksın, alın terinle kazanacaksın, adını bile bilmediklerin için ateşe atlayacaksın yeri geldiğinde. Saymakla bitmez. Tek cümleyle; güzeldir solculuğun hasletleri. Kötü yanı/mız yok mu peki? Elbette var, daha doğrusu vardı.

AKP sayesinde artık yok. Şer’den hayır doğar dedikleri böyle bir şey olsa gerek. Yaşımızın yettiği yıllarda tanıklığını ettiğimiz, öncesini ise abilerimizden, ablalarımızdan dinleyerek, okuyarak öğrendiğimiz şu dillere pelesenk olmuş solun bitmek bilmeyen çocukluk hastalığı. Okyanusun içinde bir damlaya denk gelen farklılıklara saplanarak bir araya gelememe hali. Bu hastalıktan kurtulmasının ilacıymış AKP. Memleketin başkaca dertlerine deva olamasa da, bizim derdimizi onbeş yılda yüklediği bolus dozuyla kökünden söküp attı. Öyle bir ilaç ki nüks imkanını da ortadan kaldıran.

Teşekküre geçmeden önce bir küçük parantez. Sağ ideolojiler tek tip insan ve tek tip düşünüş etrafında buluşurlar. Sorgulanamaz, yargılanamaz, eleştirilemez bu düşünüşün etrafında birlikte olabilme halini ise disiplin adı altında satmaya kalkarlar. Bu satışın alıcısı oluyor kimi zaman. Hatta kendini solda tanımlayan kimi kesimlerin bile, sağdaki biat kültürünü, disiplinmiş gibi olumlayarak sol kesime örnek gösterdiğinin tanıklığını yapmışlığımız vardır. Sadede gelecek olursam, solun çocukluk hastalığı diye tanımladığım; soldaki yaklaşım farklılıkları ya da olmazsa olmazlarımızdan saydığımız eleştirisel bakışımız ve bunlardan kaynaklanan durumlar değildir. Solun çocukluk hastalığı, düşünüş farklılıklarımızın solun olmazsa olmaz geliştirici unsuru ve en önemli zenginliklerinden biri olduğu gerçeğini unutup okyanustaki damlaya takılı kalma durumudur. Ortaklıklar paydasında buluşmak yerine farklılıklar alt kümesinde ayrışmayı tercih etmiş olmasıdır.

Ortaklaşılmayan bir kelime yüzünden masalardan kalkıldığı, grinin tonları arasındaki görünmez farkların en önemli detay olduğu günleri yaşamamış bir solcu var mıdır? Aklıma düşen ilk trajikomik örnek ise yakın tarihimizden; 2012 yılında AKP iktidarının farklı kumpaslarla tutukladığı gazeteciler için aynı saatlerde bir kitlenin Galatasaray’dan Taksim Meydanı’na, diğer kitlenin ise ters yönde Galasaray’a yürüdüğü belleklerimizdeki canlılığını koruyordur sanırım. Aynı amaçla, aynı sloganlarla ama farklı yönlerde. Saymakla bitmez. Bir yazımda belirtmiştim farklılıklarımıza takılıp bir araya gelememe hali AKP iktidarının kolaylaştırıcılarından biri olmuştur diye.

Bu örnekleri bir daha hatırlamamacasına belleklerden silme zamanı geldi de geçiyor. Derin bir oh çekip son zamanlardaki buluşmalarımızın, ortaklaşmalarımızın keyfini çıkarabiliriz. Artık masalarda, toplantı salonlarında kavga yerine iş üretiyoruz. Yan yana, omuz omuza dayanışmanın verdiği umut ve mutlulukla. Demek ki neymiş? Başımıza böyle bir musibetin gelmesi gerekliymiş.

Bugüne kadar hiçbir sağ iktidarın hatta Kenan Evren’in bile başaramadığını AKP başardı. Tamamından mahir çıktı bu konuda. Başarılan iş büyük olunca, teşekkür de en büyüğünden olmalı. Solcular hak teslimi yapmasını da bilir. AKP’ye hitapla reislerine seslenelim öyleyse. “eyyy Reyiz, bu güne kadar kimsenin başaramadığı çok hayırlı bir işi başardın, sonsuz teşekkür eder memleket için hayırlara vesile olmasını dileriz”

Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…